6 Ocak 2014 Pazartesi

Mustafa Aksu / "Romanım" Diyen Çingene Kardeşlerime Sesleniş

Yaşım gereği ağabeyiniz, amcanız, dedeniz durumundayım. Hurafelerle, kitap yazılarıyla ve yasa maddeleriyle yaratılan sorunların çözümünü sağlayan, onurlu, duyarlı, kişilikli ve katıksız bir Çingeneyim. Derneklerinizin temelini atan kişi olarak bu yazımda “Roman” ismini kullanan Çingene dostlarıma seslenmek istiyorum. 

Toplumumuzda yaşanan dışlanmışlık  ve umutsuzluk nedeniyle Edirne, Samsun ve Balıkesir’de Çingene adını taşıyan derneklerin kurulması, bir yıllık uğraşlarımla 2001 yılında mümkün olmuştu! 2001 yılında Edirne’de bir de federasyon kurulmuştu…  Derneğin Tüzüğü’nü ben hazırlamıştım…


Federasyon yöneticileri başka bazı derneklerin de desteğiyle 2002 ve 2003 yıllarında Edirne’de ve İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Çingene Sempozyumu’na ben de konuşmacı olarak davet edildim. Toplantıda federasyonun onursal başkanlık belgesi verildi. 

Yabancı konuşmacılar, "derneklerinizin ve federasyonunuzun adını “Roman” olarak değiştirirseniz, Avrupa Birliği fonundan maddi yardım yapılabileceğini” söylediler… İhtiyaç nedeniyle ve zenginleşme umuduyla, derneklerin ve federasyonların adı “Roman” olarak değiştirildi. Yenileri “Roman” adıyla kuruldu, sayıları kısa zamanda arttı Çingene olduğunuzu bildiğimiz halde, “Roman’ım” demeye başladınız!... Ama hala, AB’den umduğunuzu bulamadınız…

2009 ve 2010 yıllarında yapılan Roman açılım Çalıştayları’nda yetkili siyasilerin “ siz de milletvekili, bakan olabilirsiniz; siz de memur, amir olabilirsiniz” şeklinde sözlerin etkisinde kaldınız; vaat edilenlerin hangisi gerçekleşti?... Genel seçimlerde milletvekili seçilecekleri umuduyla başvuran 17 kişi adaylık listesine bile alınmadı. Böyle mi olmalıydı?...

Beklentileriniz gerçekleşmedi, yanıldınız. Ama bu sonuçlar baştan belliydi. Bu gerçeği göremediniz!.. Üç arkadaşımla birlikte yaptığımız uyarılarımıza uyulsaydı, isim değişikliği yapılmasaydı, Çingene/Roman çekişmesi yaşanmazdı… 

Araştırmacı yazar ve bürokrat emeklisi olarak önerilerim dikkate alınsaydı, seçimlere bağımsız olarak girilseydi; çoğunuzun milletvekili seçilmesi mümkün olurdu. Böylece beyinlerdeki Çingene fotoğrafı büyük ölçüde değişirdi, milletvekili olacaklardan yardım alınması mümkün olurdu, 45 asırlık Çingene isminin gizlenmesine gerek kalmazdı…

Kişisel umut ve beklentilerle kısa zamanda 25 ilde “roman” adıyla 221 dernek ve 5 ilde 15 federasyon kurulması sevindirici değil, düşündürücüdür! Mevcut sıkıntıların yaşanmaması için dernekler ve federasyonlar birleştirilmeli, konfederasyon kurulmalı; yönetimlere kişisel çıkarlarını öne almayan, güvenilir, kişilikli ve dirençli insanlar seçilmelidir.

Ülkemizde yayımlanan ansiklopedilerde ve araştırma kitaplarında bildirilen Çingene nüfus sayısı yanlıştır. Ben gerçeğe yakın sayıyı 1998 yılında imzalı belgelerle tespit ettim. Hükümet, sayının çok büyük olduğunu 1.açılım çalıştayı’ndan sonra öğrendi… 

Dostlarım;

Aslında Çingene kökenli olduğunuzu sizler de biliyorsunuz, başkaları da. “Roman” sözcüğünün bir kitap türünün adı olduğunu, etnik köken ismi olmadığını sizler de biliyorsunuz, başkaları da… Ama Çingene isminin hakaret içermediğini, kimsenin etnik köken ismini seçme şansı olmadığını; Çingene adının dışlanmasının ve Çingene isminden kaçmanın, bilgisizliğin ve önyargılı olmanın ürünü olduğunu bilmeliydiniz!...

Hiç düşündünüz mı? Tüm yazılı basında ve yasa mevzuatlarında Çingene ismi çok, “Roman” ismi yok. Hurafe söylemlerde de Çingene ismi var “Roman” ismi yok. Roman kitapları, araştırma kitapları Çingeneler için yazılmış; filmler Çingeneler için çekilmiş, Çigan Müziğini Çingeneler yaratmış öyle değil mi? 

Kitabımda; Bakanlık, Başbakanlık yapan, bilim adamı olan, devletin üst kademelerine yükselen, sanatın zirvesine ulaşan 32 ünlü Çingenenin isimlerini yazdım. Romanlar arasında da böyle ünlüler var mı?... Bildiğiniz üzere; Türkiye’de yayımlanan Türkçe sözlüklerde, ansiklopedilerde, araştırma kitaplarında; bazı yasa, talimatname, yönetmelik maddelerinde Çingeneleri aşağılayıcı, dışlayıcı, haksız ve ağır suçlayıcı yazıların çıkartılmasının sağlanması bana nasip oldu… Kültür Bakanlığı’nın 2000 yılında yayımladığı kitabın satıştan çekilip merkez depoya gönderilmesi, İçişleri Bakanlığının Çingenelerle ilgili gizli genelge talimatının uygulamadan kaldırılması benim kişisel uğraşlarımla mümkün oldu…

Önemli bir şey daha: Sürekli uğraşlarım sonunda, Diyanet İşleri Başkanlığı, tarihte ilk kez Çingene toplumunun hurafelerle suçlanmasının önlenmesi için 2000 yılında yayımladığı fetva genelgesini müftülüklere gönderdi. Önce din görevlilerinin eğitilmelerini, daha sonra, cami vaazlarıyla ve radyo TV sohbetleriyle, genelge çerçevesinde halkı aydınlatıcı bilgiler verilmesini istedi… Dahası, 1 yıl sonra, yapılan eğitim çalışmalarının bildirilmesi de istendi… 09.06.2000 tarih ve 658 sayılı bu genelgeyi müftülüklerden alıp okuyunuz ve okutunuz…

10 yılı aşan dirençli çalışmalarım sırasında yaşadığım acı ve düşündürücü anılarımı unutamam. Ön yargılı, art niyetli bürokratların tepkileriyle karşılaştım, kovulduğum oldu, ama yılmadım, başardım. 17 yıldır, insanları Çingenelere yönelik bu önyargılarından ve kimlik gizleme ihtiyacından kurtarmaya; beyinlerdeki Çingene fotoğrafını değiştirmeye çalışıyorum. 80’e yakın konferans ve 30’u aşan TV konuşması yaptım. Kitabımın genişletilmiş 4. Baskısı yapıldı. www.cingeneyiz.org sitesine makale yazıyorum. Bu insanlık hizmetini gönüllü olarak sürdürüyorum. Eğitim çalışması yapan, kitap yazan “Roman” var mı?

Kardeşlerim; AB fonundan umduğunuzu bulamadınız! Siyasi partilerden beklentileriniz gerçekleşmedi! Ama sizler Çingene olduğunuzu bildiğiniz halde “Roman” sözcüğünü hala kullanıyorsunuz!... Özkimliğinizden kaçınca, dışlanmışlıktan da kurtulacağınızı sandınız; kurtuldunuz mu? Seçimlerde beklentileriniz gerçekleşti mi?...

Bu güne kadar Çingenelere yapılanların yarın “Romanım” diyenlere de yapılacağını çok söyledim, ama nedense tutmadı! İşte örneklerim.

-İstanbul Çamlıca’da yapılacak cami minaresinin yüksekliği Romanları da temsil etsin diye 72,5 metre olmasına karar verilmiş… Beğendiniz mi?..
-Yalova il merkezindeki bir okulda bir öğretmenin hazırladığı bir anketle sadece Romanların dini  inançları sorulmuş, Roman öğrencilere verilen anketlerin imzalatılıp getirilmesi istenmiş!.. Haberiniz yok mu?..
-Son 10 yılda sözde kentsel dönüşüm projesiyle İstanbul’da tarihi Sulukule’de oturan romanların evleri yıkıldı. Yerine rant amaçlı çok katlı binalar ve iş yerleri yapıldı. Romanlar oradan uzaklaştırıldı, yoksullaştırıldı!..  Doğru buluyor musunuz?...
-05 Ocak 2011 de Manisa’nın Selendi ilçe merkezinde 23 hanelik Romanlara taşlı sopalı gece yarısı baskını yapıldı! Evleri arabaları yakıldı… Gördes’e ve Salihli’ye sürgün edildiler, siz ne yaptınız?...
-Mazlumder’in 2011 yılında yayımladığı ve dağıttığı bir kitapta “… Romanlar Müslüman da Hıristiyan da değildir. Belli başlı bir dinleri yoktur” şeklinde yazılmış!... Sizce doğru mu?...
-1999-2010 yılları arasında bazı milletvekili, bakan ve başbakan olan siyasiler Millet Meclisi Kürsüsü’nde birbirlerine “Şecaat arz ederken merd-i kıpti sirkatin söyler” dediler!.. Bu sözle Çingenelere/Romanlara hakaret ettiler. Bu kişileri tanımak istiyor musunuz?...
-İzmir’de 2008 yılında Budun Derneği Başkanı “Romanların nüfus artışı durdurulmalı” dediği için savcılık dava açtı, mahkeme “beraat” dedi. Tepki gösterdiniz mi?... Bursa Valisi Romanları “hırsız, yankesici, kapkaççı, gaspçı(!)” olarak tanıtmış!... Suç duyurusu yaptınız mı?
“Romanım” diyen Çingene kardeşlerim; Çingene isminden kaçarak sorunlar çözülmez, değer kazanılmaz. Çingene isminden kaçmak bilgisizliktir, duyarsızlıktır, güvensizliktir!... aslını inkar etmektir!... Farkına varmadan  kendi toplumuna kötülük yapmaktır!.. Ayrımcılık yapılmasına, istenmeyen olayların yaşanmasına zemin hazırlamaktır!...
“Zararın neresinden dönülse kardır” deyip lütfen aslınıza dönün. “Ağlarsa anam ağlar, gayrisi yalan ağlar” deyin. 45 asırlık özkimliğinize, kişiliğinize sahip olun. Kimliğinizden utanmayın. Bu anlamda yaşlı yakınlarınıza ters düşmeyin. Çocuklarınıza ve torunlarınıza kötü örnek olmayın…” Karadutum, çatalkaram, Çingenem. Nar tanem, nur tanem, bir tanem” şiirini unutmayın… 01 Ocak 2014


3 yorum:

  1. Çingene ifadesinin neden bana daha sıcak ve köklü geldiğini ve Roman ifadesine bir türlü alışamadığımı sanırım şimdi daha iyi anladım. Çingene şeklindeki kimlik tanımının, Roman ifadesinin yabancılığına karşın, sadece Çingene kardeşlerimin değil benim zihnimde dahi çocukluğumdan itibaren, Bursa'daki (şimdi yıkılmış) sarmal mahallelerinin isiminden, büyüklerimin hikayelerinden mütevellit bir geçmişi var. Ortada kaba bir tanım değil de zalim uygulamalar varken, gereksiz bir kibarlık lutfedermişcesine Roman tanımını "dayatmak" bana çok suni ve Çingeneleri köklerinden koparmayla ilintili geliyor. Şahsen Çingene tanımı zihnimde hiç bir zaman olumsuz bir ifade olarak yer almadı. Elbette bu durumun kıstası ben değilim ama; adil olmayan yaklaşımların, uygulamaların kaynaklarını kaldırmaya yönelmek yerine, Çingene kardeşlerimizin bu topraklarda kök salmış ismini değiştirerek, bir algı kırılması oluşturmak iyi niyetten uzak bir ilizyon teşebbüsü gibi duruyor. Sitenizle karşılaşmak beni çok mutlu etti. Paylaşım ve emekleriniz için teşekkür eder, çalışmalarınızda bir gün katkıda bulunmak umuduyla kolaylık dilerim. Selamlar.

    YanıtlayınSil
  2. çingene veya her ne adı altında olursa olsun. insanoğlu kendi yaptığı zülmü hep birilerine yıkmaya çalışmıştır...bu neden ile yapılan bütün zülümler onlarca birilerinin üzerüne konulması gerekmektedir...bu neden ile gücsüz insanların ismi çingene konulmuştur.aslında sadece 2 insandan gelmiştir. insan adem ve havva varmı başka ilk yaratılan...veya çingene yaratılan daha sonraları insanlar yakıştırma yapmışlar kendilerine göre....pis olaylarıda arsızlıklarıda işte böyle bir ırk olaması lazım ki onlara yamayalım bu işi....zigayne çingane roman....her ne ise

    YanıtlayınSil
  3. doğruları yazmış ne demeli aydınlattığı için teşekkürler.
    fakat şunu bilinki dünyadaki çoğu ırktan daha adam gibi adamlar. ( çingene değilim)

    YanıtlayınSil