26 Haziran 2015 Cuma

Faydalı Bilgiler: Romanes Dilinin Temel Özellikleri

*Romanes dili Almanca, İngilizce ve Fransızca gibi bir Hint-Avrupa dilidir.

*Romanes Hint-Avrupa dillerinin Hint dilleri kolunda yer alır.

*Mas=Et ve Pani=Su gibi pek çok temel sözcük Hint dillerinden gelmektedir.

*Romanes Hint dilleri ile akraba olsa da Hindistan'da konuşulmaz. Çünkü Romanların ataları bu dili 900 yılından sonra Balkanlar ve Ege'de geliştirmişlerdir.

*Gacoların Çingene dediği her kavim Romanes konuşmaz. Romanes Balkanlar ve Ege'de yaşayan Roman halkının dilidir.

*Romanya, Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye'de yaşayan Romanların dili büyük ölçüde birbirine benzer. Bu ülkelerin Romanları kolaylıkla anlaşabilir.

8 Haziran 2015 Pazartesi

Özcan Purcu Meclise Gidiyor


7 Haziran 2015 Pazar günü yapılan seçimi kazanan Özcan Purcu Türkiye'nin kimliğini açıkça ifade eden ilk Roman milletvekili oldu. Aslen Sökeli olan Özcan Purcu geçimini sepetçilik ve bohçacılık yaparak temin eden bir aileden geliyor. Geçmişte çeşitli Avrupa kurumlarında Türkiye Romanlarını temsil eden Purcu, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 132 milletvekilinden biri oldu.


31 Mayıs 2015 Pazar

Ali Mezarcıoğlu / Tebrik ve Kısa Bir Yanıt

Geçtiğimiz hafta Türkiye Romanları ile ilgili son derece önemli bir kaynak yayınlandı. Gonca Girgin'in "9/8 Roman Dansı Kültür, Kimlik, Dönüşüm ve Yeniden İnşa" başlıklı çalışması, özellikle Roman dansını basmakalıp bir çerçevenin ötesinde çok boyutlu olarak incelemek isteyen meraklılar için başucu kitabı olacak nitelikte. Tabi dansın sosyal anlamını ve kimliğin dönüşümündeki rolünü de bu çalışma sayesinde farklı bir perspektiften değerlendirme imkanımız oluyor. Kendisini canı gönülden tebrik ediyor, kitabı ilgilenen herkese tavsiye ediyorum.

Öte yandan kitapta bana dönük yapılan bir göndermeyi incelediğimde, değerli yazarımızın "Çingenelerin Kitabı" isimli çalışmamda kullanılan bazı ifadeleri benim anlatmak istediğim şekilde anlamadığını gördüm. Bu noktada kendisine ve eserine olan saygımdan ötürü kısa bir açıklama yapmayı zorunlu görüyorum. 

Yazar, "Çingenelerin Kitabında" Japon Çingeneleri olarak anılan Burakularla ilgili olarak, kitapta referans verilen kaynaklarda onlardan "Çingene" karşılığı kullanılan sözcüklerle bahsedilmediğini, bu nedenle onların Çingene olarak ele alınamayacağını ifade ediyor. "Çingenelerin Kitabı" Çingene kelimesinin, tek bir halk veya kökene atıfla kullanılmadığı bir çalışma. İlk sayfasından itibaren bu tartışma detaylı bir şekilde yapılmaktadır. Çingene adı, Gaco-Gebenler tarafından göçebe zanaatçı kavimlere Anadolu, Balkan, Batı Avrupa ve Orta Asya coğrafyasında verilen isimdir. Afrika'da Midgan, Pakistan'da Parya ve başka yerlerde başka sözcükler kullanılır. Ama kast edilen sosyal kategori aynıdır. Japonya'da da karşımıza aynı biçimde kullanılan Eta sözcüğü çıkar. Dericilik, mezarcılık ve kasaplık gibi zanaat ve hizmetlerde çalışan gruplar Eta olarak adlandırılmakta; başka coğrafyalarda göçebe zanaatçıların başka adlarla damgalanması gibi bu coğrafyada da Eta damgası kullanılmaktadır. Keşke değerli yazarımız kitabın başlangıcında yer alan bu tartışmaları inceleyebilseydi. O zaman söz konusu kaynaklarda "Çingene" ya da "Gypsy" değil, Eta sözcüğünü araması gerektiğini takdir ederdi zannediyorum.

18. yüzyıldan itibaren değerli yazarımızın da işaret ettiği üzere Romanesin Hint kökenli bir dil olduğunun ortaya konulması ile Batılı yazarların bir bölümü sadece Hint kökenli göçebe zanaatçı topluluklar için Çingene adını kullanmaya başlamışlardır.. Bu tavrın kendisi yazarımızın sıkça kullandığı terimle "bir inşa pratiğidir", yani uydurmadır. Her nedense yüzlerce yıldır birlikte yaşadıkları farklı kökenlerden gelmiş ve aynı sosyolojik özellikleri paylaşan bu toplumları tek bir yabancı soy olarak görmek Batı düşüncesinin işine gelmiştir. Romanlar Hint kökenlidir ama Romanesin Hint dilleri ile bağlantısının keşfinden çok önce Hint kökenli olmayan onlarca farklı göçebe zanaatçı kavim Çingene vb isimlerle damgalanmış, Romancanın Hint kökeninin keşfinden sonra ise Hint kökenli olmayan göçebe zanaatçı kavimler Batılı yazarlarca "Gypsy-like" yani "Çingene-benzeri" ilan edilmişlerdir. Bu ilanın gerekçesi nedir? Çingene adının kendisinde Hint kökenini işaret eden bir öz mü vardır? Yoktur! 

Bu tartışma uzar gider, Gonca Hanımdan beklentim, kitabının sonraki baskılarında referans verdiğim kaynaktan haberdar olmadığım imasını yapan 4 numaralı dipnotunda bu açıklamamı değerlendirmesidir.

Kendisine sonsuz başarılar diliyorum. 

Romanlar Siyasetten Anlamaz mı?


*Türkiye’nin ilk sendikalarını kuranlar arasında Selanikten gelen tütüncü Romanlar başı çekiyordu.

*1960’ların sonunda toprak reformu talep eden Egeli tarım işçilerinin önemli bir bölümünü Romanlar oluşturuyordu.

*1970’lerde çok sayıda Roman çeşitli parti ve gruplarda aktif siyaset yaptı. Bunların bir bölümü Roman kimliklerini öne çıkarmasa da 1980 sonrasında siyasetin içinde yer aldılar. Günümüzde de  çeşitli  partilerde görev yapmaya devam ediyorlar.

*Romanlar siyasetten anlar. Yaratıcılıkları, enerjileri ve uyum yetenekleri ile siyasete renk katarlar. Romanların siyasetten anlamadığı iddiasının aslı yoktur.

23 Mayıs 2015 Cumartesi

Faydalı Bilgiler: Romanlar Hindistan'dan mı Geldi?

*Gacoların Çingene dediği her kavim değil ama Romanların ataları Hindistan’dan gelmiştir.

*Bunun delili Roman dili  Romanesin özünün Hint dillerinden gelmesidir. Romanesteki Mas: et, Pani: su gibi temel sözcükler Hint dillerine aittirler.

*İsa peygamberin doğumundan sonraki ilk 1000 yıl içerisinde Hint dillerinde meydana gelen değişikler Romaneste de mevcuttur. Bu durum Romanların atalarının ilk bin yılın sonunda Hindistan’dan ayrıldığını göstermektedir.

*Daha sonra Anadolu ve Balkanlara yerleşen Romanların ataları yüzlerce yıl Bizans İmparatorluğu topraklarında  yaşamışlardır. Romanesteki drom: yol gibi Yunanca sözlerin çokluğu bu durumu işaret eder.


10 Nisan 2015 Cuma

Milletvekili Seçimlerinin Roman Adayları

7 Haziran 2015 tarihinde yapılacak milletvekili genel seçimlerinde dört Roman aday yarışacak. Söke Romanlarından  Özcan Purçu İzmir 1. bölge 5. sıradan CHP adayı oldu. Daha önce de çeşitli partilerin listesinden aday olan Menzilahır Mahallesi'nden Sedat Zımba HDP'den Edirne 3. sıra adayı olarak seçimlere giriyor. 2011 seçimlerinde de aday olan Cemal Bekle İzmir 1. bölge 7. sıradan Ak Parti adayı oldu. Tekirdağ'dan aday olan Erdem Karaman ise seçimlere bağımsız aday olarak katılıyor.  Adaylar arasında özellikle CHP'nin güçlü olduğu İzmir 1. bölgeden seçime giren Özcan Purçu'nun seçimi kazanmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Bu seçim Roman olduğunu açıkça ifade eden adayların çokluğu ile dikkat çekiyor. Öte yandan geçmişte de başka Roman adaylar seçimlere girmiş ve hatta açıkça ifade etmeseler de mecliste  çok sayıda Roman vekil yer almıştı. Aralarında bakanlık yapan isimlerin de bulunduğu bu kişilerin kimliklerini gizlemeyi tercih etmesine karşılık yeni Roman adayların  Roman kökenlerini özellikle vurgulaması ilgi çekiyor. Bu gelişmenin seçim sonuçlarına ve partilerin alacağı oylara nasıl bir etkisi olacağı ise ilgili herkes tarafından merakla takip ediliyor.

23 Mart 2015 Pazartesi

Çeribaşı Akmaca: Kamil Ağabey 3

Şair, yazar ve Kağıthane Romanları çeribaşısı Cemil Akmaca'nın "Kamil Ağabey" isimli öyküsünün son bölümü Roman toplumunun yüzlerce yıldır yaşadığı sorunlara ışık tutan bir finalle son buluyor. Hiçbir yer de kök salamadan yıkımlarla oradan oraya savrulan bir aile kendileri gibi yoksul binlerce insanla birlikte yaşam savaşı veriyorlar:

Hatice güler, “Ulan” der “Sen de yatacak yeri buldun da horultusunu düşünüyorsun”. Yaşar kapının önüne çökmüş uyumaya çalışır. Elmas “Abe burada ne yapıyorsun,  gel donacaksın”. Yaşar on beş yaşında kimsesiz bir çocuktur. Zayıf ve çelimsizdir. “Gelmem” dedi “Muzaffer amca kızar”. Elmas “Niye kızsın oğlum, o kovdu sizi,  bu arsa bu tarla onun malı değil ki, Kamil’in babasından kaldı”. “Olsun” der, “O çağırırsa gelirim”. Elmas, “Abe Muzaffer”, Muzaffer’den ses çıkmaz. Dalıp gitmiştir, çekiç sallamaktan, göz nuru dökmekten yorgun düşmüştür. Horultusu dışarı çıkar. “Abe görmez misin? Horlar tren gibi. Hadi gel”. Elinden tutup eve sokar. “Bak içtiler şarabı oldular tren”. “Hadi sen de onların arasına gir”. Yaşar korkar, “Döver”. “Oğlum ben erkenden seni kaldırırım, sanki dışarıda yatmış gibi içeri girersin”. Aslında Muzaffer horlasa da uyanıktır. Yaşar sessizce yanlarına girer. Uykuya dalar. Muzaffer yataktan doğrulur, Yaşar’a bakar saçını okşar. Kardeşine bakar, Elmas yandan onu gözler, tekrar döner, Yaşar’a sarılıp yatar.