10 Nisan 2015 Cuma

Milletvekili Seçimlerinin Roman Adayları

7 Haziran 2015 tarihinde yapılacak milletvekili genel seçimlerinde dört Roman aday yarışacak. Söke Romanlarından  Özcan Purçu İzmir 1. bölge 5. sıradan CHP adayı oldu. Daha önce de çeşitli partilerin listesinden aday olan Menzilahır Mahallesi'nden Sedat Zımba HDP'den Edirne 3. sıra adayı olarak seçimlere giriyor. 2011 seçimlerinde de aday olan Cemal Bekle İzmir 1. bölge 7. sıradan Ak Parti adayı oldu. Tekirdağ'dan aday olan Erdem Karaman ise seçimlere bağımsız aday olarak katılıyor.  Adaylar arasında özellikle CHP'nin güçlü olduğu İzmir 1. bölgeden seçime giren Özcan Purçu'nun seçimi kazanmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Bu seçim Roman olduğunu açıkça ifade eden adayların çokluğu ile dikkat çekiyor. Öte yandan geçmişte de başka Roman adaylar seçimlere girmiş ve hatta açıkça ifade etmeseler de mecliste  çok sayıda Roman vekil yer almıştı. Aralarında bakanlık yapan isimlerin de bulunduğu bu kişilerin kimliklerini gizlemeyi tercih etmesine karşılık yeni Roman adayların  Roman kökenlerini özellikle vurgulaması ilgi çekiyor. Bu gelişmenin seçim sonuçlarına ve partilerin alacağı oylara nasıl bir etkisi olacağı ise ilgili herkes tarafından merakla takip ediliyor.

23 Mart 2015 Pazartesi

Çeribaşı Akmaca: Kamil Ağabey 3

Şair, yazar ve Kağıthane Romanları çeribaşısı Cemil Akmaca'nın "Kamil Ağabey" isimli öyküsünün son bölümü Roman toplumunun yüzlerce yıldır yaşadığı sorunlara ışık tutan bir finalle son buluyor. Hiçbir yer de kök salamadan yıkımlarla oradan oraya savrulan bir aile kendileri gibi yoksul binlerce insanla birlikte yaşam savaşı veriyorlar:

Hatice güler, “Ulan” der “Sen de yatacak yeri buldun da horultusunu düşünüyorsun”. Yaşar kapının önüne çökmüş uyumaya çalışır. Elmas “Abe burada ne yapıyorsun,  gel donacaksın”. Yaşar on beş yaşında kimsesiz bir çocuktur. Zayıf ve çelimsizdir. “Gelmem” dedi “Muzaffer amca kızar”. Elmas “Niye kızsın oğlum, o kovdu sizi,  bu arsa bu tarla onun malı değil ki, Kamil’in babasından kaldı”. “Olsun” der, “O çağırırsa gelirim”. Elmas, “Abe Muzaffer”, Muzaffer’den ses çıkmaz. Dalıp gitmiştir, çekiç sallamaktan, göz nuru dökmekten yorgun düşmüştür. Horultusu dışarı çıkar. “Abe görmez misin? Horlar tren gibi. Hadi gel”. Elinden tutup eve sokar. “Bak içtiler şarabı oldular tren”. “Hadi sen de onların arasına gir”. Yaşar korkar, “Döver”. “Oğlum ben erkenden seni kaldırırım, sanki dışarıda yatmış gibi içeri girersin”. Aslında Muzaffer horlasa da uyanıktır. Yaşar sessizce yanlarına girer. Uykuya dalar. Muzaffer yataktan doğrulur, Yaşar’a bakar saçını okşar. Kardeşine bakar, Elmas yandan onu gözler, tekrar döner, Yaşar’a sarılıp yatar.

28 Şubat 2015 Cumartesi

Çeribaşı Akmaca: Kamil Ağabey 2

Şair, yazar ve Kağıthane Romanları Çeribaşısı Cemil Akmaca'nın "Kamil Ağabey" başlıklı öyküsü ikinci bölümüyle devam ediyor. İlk bölümde günlük hayatlarından bir kesit izlediğimiz demirci Roman ailesi şimdi göç yollarına düşüyor:

“Kamil kızar hep beni de büle vurursun, abe aç yatmasını isteyen kim?  Ben derim ki bu işte hayat yok gidelim şehre. Açayım bir dükkâncığız gelsin paracıklar”. Hatice “He iyi dersinde ne iş yapacağız? Abe şehre gitmeye bile paramız yok”. “Abe ne şapşal karısın, ne edeceğiz bu kadar takımı satarız. Yaparım bir bisiklet dükkânı”.  Hatice “Abe sen eski kafalara mı gidersin? Dükkân açacakmış, abe altı liracık borcumuz vardır dük

16 Şubat 2015 Pazartesi

Çeribaşı Akmaca: Kamil Ağabey

Şair, yazar ve Yahya Kemal Romanları çeribaşısı Cemil Akmaca "Kamil Ağabey" isimli öyküsüyle demircilikle uğraşan bir Roman ailesinin günlük yaşamından kesitler sunuyor. Akmaca'nın öyküsü sitemizde dizi halinde yayınlanacak:

Naylon çadırın içindedirler. Birden bir patırtı gelir. “Abe ne yatarsın,  daha yapılacak bir sürü iş var, ocak yanacak. Nerde bu demirler”. Adam yorgandan kafasını uzatır, “Abe ne bağırırsın, yak ateşi, koy çayı da kalkalım”. Kadın kızarak yerdeki hırkasını giyer. Saçı başı dağılmış, elleri balyoz sallamaktan nasırlı bir haldedir. “İyi” der, “Bak ateşi yakacağım, kalkmazsan o zaman o kızgın kömürü üstüne dökerim”. 

10 Aralık 2014 Çarşamba

"Roman Havası" Nasıl Eleştirilmeli

Bir dizi var, "Roman Havası" ismini koymuş yapımcılar. Gırgıriye'nin, Cennet Mahallesi'nin senaryosu kullanılmış; ne yazık ki yeni bir senaryo yazma gayreti içerisine girmemişler. Mahallelere gidip, konunun uzmanları ile konuşup sağlıklı bir çalışma yapmamışlar. Sonuçta ortaya çok tepki çeken bir dizi çıkmış. Roman toplumu artık bu şekilde yansıtılmak istemiyor. Bir zamanların eski müzisyen mahallelerinden esinlenip, onu da çok abartarak anlatan diziler bugünün Roman toplumunun çok uzağında. Bu gömlek bu topluma dar geliyor artık. İnşallah dizi yapımcıları bu gerçeğin farkına varırlar.

Diğer taraftan Roman havası dizisini eleştiren kimi insanlarımızın kullandığı bazı ifadelere ben şahsen katılmıyorum. Bu konudaki görüşlerimi açıklamak isterim. Dizide bugün Roman toplumunu yansıtmayan o kadar çok şey varken kimi kardeşlerimiz sadece dizide "Çingene" kelimesinin geçmesine takılmışlar. Oysa ki mesele kelime meselesi değil. Siz hiç "Çingene" kelimesini kullanmasanız da, eğer Roman toplumunu paragöz, dengesiz ve hastalıklı karakterler olarak yansıtırsanız insanlar buna tepki gösterirler. Ön yargıları bir  kenara bırakmadıktan sonra ha "Pis Çingene" demişsiniz ha "Pis Roman". Sahi nereden geliyor bu Çingene lafı? Neden bizim insanlarımız bu lafa tepki gösterirler. Buyrun okuyun yazımızı: 

30 Temmuz 2014 Çarşamba

Metin Özbaskıcı / Selanikspor Akrabalar Arası Futbol Turnuvası

Ramazan Turnuvası artık geleneksel oldu. Katılım hayli fazla. Bizim takım 50-60 yaş grubu olarak her Cuma Canik imamları ile karşılaşıyorduk keyifli ve güzel maçlar çıkarıyorduk. Ramazan ayında mola verecektik. Kaptanımız 19 Mümin ( Rahmetli babasına herkes 19 derdi  pek çoğumuz adını da bilmezdik.  Ondan sonra bu lakap  mümine kaldı)  "Turnuvaya katılalım mı?" deyince hadi canım dedik. Çok iyi takımların içinde biz topun yüzünü bile göremezdik. Hepimizin  hem çocukları hem torunları turnuva takımlarında oynayacaktı. Seyredelim yeterdi.





4 Temmuz 2014 Cuma

Ali Mezarcıoğlu / Kavramları Doğru Kullanmak

Çingeneyiz.org kurulduğu günden beri, Türkiye'de yanlış kullanılan bazı kavramları yerli yerine oturtmaya, toplumumuzun daha iyi anlatılmasına temelden katkı sunmaya çalışıyor. Bu yazıda bugüne kadar anlattıklarımızın genel bir özetini yapacağız. Böylece okurlarımız kendi deneyim ve düşünceleri ile bizim yaklaşımlarımızı karşılaştırma imkanı bulabilirler. 

Çingene denildiğinde Türkiye'de herkesin aklında farklı bir şey uyanır. Bu sözcüğü küfür olarak kullananları, ikide bir içinde "Çingene" geçen ayrımcı deyişleri tekrarlayanları kast etmiyoruz. Orta Anadolu'da kendi halinde sıradan bir köylü için "Cingen" dediğinizde kafasında canlanan kendine özgü bir kültüre sahip Turani bir kavim olan Abdallardır; Karadeniz'de Gürcü, Çepni, Laz ya da Türkmen kökenli bir yurttaşımız Kafkasya'nın kökünü Hindistan'dan alan kavimlerinden olan Lomları Çingene diye bilir. Hem ülkemiz hem de Suriye ve Irak gibi Orta Doğu ülkelerinde yaşayan Mezopotamyalı kavimlerin gözünde Çingeneler Domlar, Gevendeler ve diğer bölge kavimleridir. Çingenelik, tüm bu kavimlere dışarıdan bakanların; bizlerin deyimiyle Gaco-Gebenlerin verdiği isimdir. Çünkü tüm bu kavimler sanayileşme öncesi geçimlerini çeşitli zanaat ve hizmetlerin sunumuyla sağlamışlar; içinde yaşadıkları toplumlara demirciler, elekçiler, kalaycılar, bakırcılar, müzisyenler, halk hekimleri, dişçiler olarak hizmet etmişlerdir. Tarımcı ve hayvancı kavimler bu kavimleri kendilerinden ayırmak için nasıl Çingene adını kullanmışlarsa, biz de kendimizin onlardan farkını vurgulamak için yüzlerce yıl boyunca Gaco-Geben-Baro-Şivan vs gibi kelimeleri kullanmışızdır.