28 Şubat 2015 Cumartesi

Çeribaşı Akmaca: Kamil Ağabey 2

Şair, yazar ve Kağıthane Romanları Çeribaşısı Cemil Akmaca'nın "Kamil Ağabey" başlıklı öyküsü ikinci bölümüyle devam ediyor. İlk bölümde günlük hayatlarından bir kesit izlediğimiz demirci Roman ailesi şimdi göç yollarına düşüyor:

“Kamil kızar hep beni de büle vurursun, abe aç yatmasını isteyen kim?  Ben derim ki bu işte hayat yok gidelim şehre. Açayım bir dükkâncığız gelsin paracıklar”. Hatice “He iyi dersinde ne iş yapacağız? Abe şehre gitmeye bile paramız yok”. “Abe ne şapşal karısın, ne edeceğiz bu kadar takımı satarız. Yaparım bir bisiklet dükkânı”.  Hatice “Abe sen eski kafalara mı gidersin? Dükkân açacakmış, abe altı liracık borcumuz vardır dük

16 Şubat 2015 Pazartesi

Çeribaşı Akmaca: Kamil Ağabey

Şair, yazar ve Yahya Kemal Romanları çeribaşısı Cemil Akmaca "Kamil Ağabey" isimli öyküsüyle demircilikle uğraşan bir Roman ailesinin günlük yaşamından kesitler sunuyor. Akmaca'nın öyküsü sitemizde dizi halinde yayınlanacak:

Naylon çadırın içindedirler. Birden bir patırtı gelir. “Abe ne yatarsın,  daha yapılacak bir sürü iş var, ocak yanacak. Nerde bu demirler”. Adam yorgandan kafasını uzatır, “Abe ne bağırırsın, yak ateşi, koy çayı da kalkalım”. Kadın kızarak yerdeki hırkasını giyer. Saçı başı dağılmış, elleri balyoz sallamaktan nasırlı bir haldedir. “İyi” der, “Bak ateşi yakacağım, kalkmazsan o zaman o kızgın kömürü üstüne dökerim”. 

10 Aralık 2014 Çarşamba

"Roman Havası" Nasıl Eleştirilmeli

Bir dizi var, "Roman Havası" ismini koymuş yapımcılar. Gırgıriye'nin, Cennet Mahallesi'nin senaryosu kullanılmış; ne yazık ki yeni bir senaryo yazma gayreti içerisine girmemişler. Mahallelere gidip, konunun uzmanları ile konuşup sağlıklı bir çalışma yapmamışlar. Sonuçta ortaya çok tepki çeken bir dizi çıkmış. Roman toplumu artık bu şekilde yansıtılmak istemiyor. Bir zamanların eski müzisyen mahallelerinden esinlenip, onu da çok abartarak anlatan diziler bugünün Roman toplumunun çok uzağında. Bu gömlek bu topluma dar geliyor artık. İnşallah dizi yapımcıları bu gerçeğin farkına varırlar.

Diğer taraftan Roman havası dizisini eleştiren kimi insanlarımızın kullandığı bazı ifadelere ben şahsen katılmıyorum. Bu konudaki görüşlerimi açıklamak isterim. Dizide bugün Roman toplumunu yansıtmayan o kadar çok şey varken kimi kardeşlerimiz sadece dizide "Çingene" kelimesinin geçmesine takılmışlar. Oysa ki mesele kelime meselesi değil. Siz hiç "Çingene" kelimesini kullanmasanız da, eğer Roman toplumunu paragöz, dengesiz ve hastalıklı karakterler olarak yansıtırsanız insanlar buna tepki gösterirler. Ön yargıları bir  kenara bırakmadıktan sonra ha "Pis Çingene" demişsiniz ha "Pis Roman". Sahi nereden geliyor bu Çingene lafı? Neden bizim insanlarımız bu lafa tepki gösterirler. Buyrun okuyun yazımızı: 

30 Temmuz 2014 Çarşamba

Metin Özbaskıcı / Selanikspor Akrabalar Arası Futbol Turnuvası

Ramazan Turnuvası artık geleneksel oldu. Katılım hayli fazla. Bizim takım 50-60 yaş grubu olarak her Cuma Canik imamları ile karşılaşıyorduk keyifli ve güzel maçlar çıkarıyorduk. Ramazan ayında mola verecektik. Kaptanımız 19 Mümin ( Rahmetli babasına herkes 19 derdi  pek çoğumuz adını da bilmezdik.  Ondan sonra bu lakap  mümine kaldı)  "Turnuvaya katılalım mı?" deyince hadi canım dedik. Çok iyi takımların içinde biz topun yüzünü bile göremezdik. Hepimizin  hem çocukları hem torunları turnuva takımlarında oynayacaktı. Seyredelim yeterdi.





4 Temmuz 2014 Cuma

Ali Mezarcıoğlu / Kavramları Doğru Kullanmak

Çingeneyiz.org kurulduğu günden beri, Türkiye'de yanlış kullanılan bazı kavramları yerli yerine oturtmaya, toplumumuzun daha iyi anlatılmasına temelden katkı sunmaya çalışıyor. Bu yazıda bugüne kadar anlattıklarımızın genel bir özetini yapacağız. Böylece okurlarımız kendi deneyim ve düşünceleri ile bizim yaklaşımlarımızı karşılaştırma imkanı bulabilirler. 

Çingene denildiğinde Türkiye'de herkesin aklında farklı bir şey uyanır. Bu sözcüğü küfür olarak kullananları, ikide bir içinde "Çingene" geçen ayrımcı deyişleri tekrarlayanları kast etmiyoruz. Orta Anadolu'da kendi halinde sıradan bir köylü için "Cingen" dediğinizde kafasında canlanan kendine özgü bir kültüre sahip Turani bir kavim olan Abdallardır; Karadeniz'de Gürcü, Çepni, Laz ya da Türkmen kökenli bir yurttaşımız Kafkasya'nın kökünü Hindistan'dan alan kavimlerinden olan Lomları Çingene diye bilir. Hem ülkemiz hem de Suriye ve Irak gibi Orta Doğu ülkelerinde yaşayan Mezopotamyalı kavimlerin gözünde Çingeneler Domlar, Gevendeler ve diğer bölge kavimleridir. Çingenelik, tüm bu kavimlere dışarıdan bakanların; bizlerin deyimiyle Gaco-Gebenlerin verdiği isimdir. Çünkü tüm bu kavimler sanayileşme öncesi geçimlerini çeşitli zanaat ve hizmetlerin sunumuyla sağlamışlar; içinde yaşadıkları toplumlara demirciler, elekçiler, kalaycılar, bakırcılar, müzisyenler, halk hekimleri, dişçiler olarak hizmet etmişlerdir. Tarımcı ve hayvancı kavimler bu kavimleri kendilerinden ayırmak için nasıl Çingene adını kullanmışlarsa, biz de kendimizin onlardan farkını vurgulamak için yüzlerce yıl boyunca Gaco-Geben-Baro-Şivan vs gibi kelimeleri kullanmışızdır.

22 Mart 2014 Cumartesi

Metin Özbaskıcı / Samsun Teneke Mahallesi Sözlü Tarih Çalışması Genel Değerlendirme

Söyleşilerde kaynak kişilerimizin babalarının ve dedelerinin balkan anılarını paylaşmak istemedikleri yaşanan baskı ve acıların ızdırap verdiğini ve unutmak istediklerini gözlemledik. Anlatılanlar tarihi gerçeklerle uyum sağlamaktadır. Osmanlı Devletinin Çingeneleri yerleşik hayata geçirebilmek için ürettiği politikaların başarılı olamadığını, Bunun en büyük sebebinin Çingene hurafelerine dayalı dışlamaların etkisi olduğu. Ve zorunlu olarak Çingenelerin diğer grupların yapmak istemediği ve utandığı mesleklerle geçinmek zorunda kaldığı anlaşılmaktadır. Ürettiklerini ekmeğe çevirebilmek için kasaba kasaba, köy köy gezmişlerdir.1600 yıllarından itibaren çoğalan tütün tarımı ucuz işgücünde Çingeneler için bir fırsata dönüşmüş, geçimleri büyük oranda bu alana kaymıştır. Özellikle Drama bölgesinde yaşayan dedelerimiz uzun bir çalışma süresine ihtiyaç duyulan tütün tarımında, çevredeki köylere yakın olmak istemiş büyük bir oranda yerleşik hayata dönmüştür. Tarlalarında çalıştıkları toprak sahipleri ve köylüler hala geçerliliğini sürdüren hurafe ve karalamalar nedeniyle köy veya kasaba içine yerleşmelerini istememiş, köylüler tarafından kullanılmaya elverişsiz arazilerde bir arada küçük kulübelerden oluşan teneke mahallelerine yerleşmişlerdir. Köylülerin bu ucuz iş gücünü bağlamak için bahşettikleri küçücük sebze bahçelerinde, evin sebze ihtiyacını karşılamak için boş gün ve aylarda bahçeleri işlemeye başlamışlardır.

4 Şubat 2014 Salı

Çeribaşı Akmaca / Sonu Olmayan Mutluluk

Şair ve yazar Çeribaşı Akmaca, "Sonu Olmayan Mutluluk" adlı şiirinde Çingenelerin sorunlarını son derece güçlü, edebi bir anlatımla aktarıyor. Akmaca'nın şiiri Çingenelerin nesillerdir tanık oldukları yıkımların derin acılarını yansıtıyor. Bu vesileyle geçtiğimiz günlerde bir kalp rahatsızlığı geçiren yazarımız Akmaca'nın en yakın zamanda sağlığına yeniden kavuşmasını diliyoruz. 


Sonu Olmayan Mutluluk

Karlı buz gibi hava

Dışarıda dozer sesleri var anne

Gök gürlemesi gibi bir sesle

Gittikçe yaklaşıyor